Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında Başlayan Bir Soru: Önemli Filozoflar Kimlerdir?
Doguanadolu ailesi merhaba! Bu içeriğimizde “Önemli filozoflar kimlerdir” konusunu tüm detaylarıyla inceliyoruz.
Kayseri’de kış hep biraz sert gelir. Rüzgâr yüzüme vurduğunda sadece tenimi değil, içimde sakladığım düşünceleri de üşütür gibi olur. 25 yaşındayım ve bunu söylemek garip geliyor bazen; çünkü hâlâ kendimi “tam yetişkin” gibi hissetmiyorum. Daha çok, sürekli bir şeyleri anlamaya çalışan, günlüğüne uzun cümleler yazıp sonra onları okumaya bile cesaret edemeyen biri gibiyim.
O gün de öyleydi. Elimde defter, Kocasinan tarafındaki küçük bir kafede oturuyordum. Cam buğulu, dışarıda insanlar hızlı hızlı yürüyordu. İçimde ise garip bir soru dönüp duruyordu:
Önemli filozoflar kimlerdir?
Bunu ilk kez düşünmüyordum ama o gün sanki soru bana daha yakından bakıyordu. Sanki defterime değil, doğrudan kalbime yazılmıştı.
Bir Defter, Bir Kahve ve Dağınık Bir Zihin
Defterimi açtım. Sayfalar dolu ama düzen yok. Bir sayfada “umut” yazıyor, altında yarım kalmış bir şiir. Diğer sayfada market listesi. En alt köşede de silinmiş bir isim.
Kahvemi karıştırırken içimden şunu söyledim:
“Ben neden sürekli düşünmek zorundayım?”
Cevap gelmedi. Ama zihnim kendi kendine devam etti.
Önemli filozoflar kimlerdir diye sorunca aklıma ilk olarak okulda ezberlediğim isimler geldi. Ama o an mesele ezber değildi. Mesele, o insanların gerçekten neyi düşündüğüydü.
Sanki her biri, benim gibi bir kafede oturup bir şeyleri anlamaya çalışmıştı.
Sokrates: Sokakta Duran Bir Soru Gibi
Sokrates’i düşündüm. Onu ilk öğrendiğimde “sürekli soru soran adam” diye aklımda kalmıştı.
Ama şimdi farklı hissediyordum.
Sanki Sokrates bir insan değil de, içimde sürekli konuşan bir ses gibiydi:
— “Gerçekten mutlu musun?”
— “Bunu neden istiyorsun?”
O an kendime kızdım. Çünkü bazı sorulara cevap verememek değil, onları duymak yoruyordu.
Camın dışına baktım. Bir çocuk koşuyordu. İçimden bir cümle geçti:
“Belki de önemli filozoflar kimlerdir sorusunun cevabı, sadece isim değil; o soruyu neden sorduğundur.”
Sokrates sanki yan masadaydı ve sessizce gülümsüyordu.
Platon: İçimdeki Boşluk ve Bir Mağara Hikâyesi
Platon’u düşündüğümde aklıma hep mağara geliyor. Gölgeler, gerçeklik, ışık…
Ama o gün bunu daha kişisel hissettim.
Bazen insan kendi hayatının gölgesini yaşıyor gibi geliyor. Her şey var ama sanki gerçek değil. Ben de öyle hissediyordum.
Kendi kendime mırıldandım:
“Belki de ben hâlâ mağaradayım.”
Bu düşünce biraz ürkütücüydü ama aynı zamanda garip bir şekilde tanıdık.
Önemli filozoflar kimlerdir diye düşünürken Platon bana şunu hissettirdi: bazı insanlar gerçeği bulmak için değil, gölgeleri fark etmek için yaşar.
Ve ben… o gölgeleri fark etmeye yeni başlamıştım.
Aristoteles: Düzeni Arayan Dağınık İnsanlar İçin Bir Umut
Benim hayatım düzenli değil. Bunu kabul ediyorum. Günlük tutuyorum ama sayfalar birbirine benziyor: karışık, yarım, aceleyle yazılmış.
Aristoteles’i düşündüğümde içimde küçük bir huzur oluştu. Çünkü o, her şeyi sınıflandırmak, anlamlandırmak isteyen biriydi.
Kendi kendime dedim:
“Keşke hayat da biraz liste yapılabilir bir şey olsaydı.”
Ama sonra güldüm. Çünkü hayat listeye sığmazdı.
Yine de Aristoteles bana şunu hatırlattı: anlam aramak bile bir düzendir.
Ve belki de önemli filozoflar kimlerdir sorusu, aslında bu düzeni kurmaya çalışan insanların hikâyesiydi.
Bir Otobüs Yolculuğu ve İçimdeki Descartes
O gün akşam eve dönerken otobüste cam kenarına oturdum. Dışarıda Kayseri’nin gri ışıkları vardı. İnsanlar sessizdi.
Bir anda Descartes geldi aklıma.
“Düşünüyorum, öyleyse varım.”
Bu cümle kulağa basit geliyor ama bazen insanın tek dayanağı oluyor.
Kendi kendime düşündüm:
“Ben gerçekten var mıyım, yoksa sadece düşünüyor muyum?”
Sonra hemen kendime kızdım. Fazla dramatikleşiyordum.
Ama Descartes sanki omzuma dokunuyordu:
— “Şüphe et, ama düşünmeyi bırakma.”
O an içimde küçük bir umut oluştu. Belki de düşünmek, kaybolmak değil; var olmaktı.
Kant: Sınırları Olan Bir Zihin
Kant’ı anlamak hep zor gelmiştir. Ama o gün daha farklı hissettim.
Sanki Kant bana şunu diyordu:
“Her şeyi bilemezsin. Ve bu kötü bir şey değil.”
Bu cümle içimde bir ağırlık bıraktı. Çünkü ben her şeyi anlamak isteyen biriyim. Her duygunun nedenini, her sessizliğin anlamını çözmek isterim.
Ama bazen insanın sınırları vardır.
Önemli filozoflar kimlerdir diye düşündüğümde Kant bana şunu öğretti: bilmemek de bir bilgidir.
Ve bu düşünce garip bir şekilde rahatlatıcıydı.
Nietzsche: İçimdeki Gürültü
Nietzsche’yi düşündüğümde içimde bir fırtına kopuyor gibi oluyor.
“Güç istenci”, “üstinsan”… ama benim için en çok hissettirdiği şey: iç çatışma.
Bazen kendimi çok sessiz hissederim. Bazen de kafamın içi hiç susmaz.
O gün kafamın içi Nietzsche gibiydi.
Bir ses diyordu ki:
— “Daha fazlasını yapmalısın.”
Diğeri ise:
— “Zaten yoruldun.”
Ve ben ortada kalmıştım.
Önemli filozoflar kimlerdir sorusu burada bana başka bir şey gösterdi: bazı filozoflar cevap vermek için değil, içindeki savaşı anlamak için vardır.
Bir Gece, Bir Günlük ve Farabi’nin Sessizliği
Gece eve döndüğümde günlüğümü açtım. Kayseri’nin sessizliği pencerenin dışında ağır ağır duruyordu.
Farabi’yi düşündüm. Onu hep “uzlaştıran akıl” gibi görmüşümdür.
Sanki bana şunu söylüyordu:
“Her şey birbirine düşman değil. Bazı şeyler birlikte var olabilir.”
Kalemimi defterin üstünde gezdirdim ama yazmadım.
Çünkü o an yazmak değil, hissetmek gerekiyordu.
İçimde ilk kez garip bir denge vardı. Ne tamamen mutlu, ne tamamen üzgün.
Sadece… farkında.
Sonra Kendime Sorduğum Şey: Ben Kimim?
Defteri kapattım ama soru kapanmadı.
Önemli filozoflar kimlerdir diye başladığım düşünce, bir noktada bana dönmüştü.
Sokrates, Platon, Aristoteles, Descartes, Kant, Nietzsche… hepsi bir şekilde içimde konuşuyordu. Ama en çok konuşan yine bendim.
Ve şunu fark ettim:
Belki de filozoflar sadece isimlerden ibaret değildi. Belki de her insanın içinde küçük bir filozof vardı. Özellikle de geceleri, yalnız kaldığında.
Kayseri’nin soğuk camına baktım. Yansıma vardı. Kendime baktım.
Ve içimden şu geçti:
“Ben hâlâ anlamaya çalışan biriyim. Ve bu kötü değil.”
Bitmeyen Bir Düşüncenin İçinde
O gece uyumadan önce uzun süre tavana baktım.
Önemli filozoflar kimlerdir sorusu hâlâ zihnimdeydi ama artık farklıydı. Bir sınav sorusu değil, bir yolculuktu.
Ve ben o yolculuğun tam ortasında, biraz yorgun ama biraz da canlıydım.
Çünkü bazı sorular cevaplanmak için değil, insanı değiştirmek için vardır.