Fiyat Nedir? – Yaşamak, Satın Almak ve Anlamını Aramak
Fiyat nedir? Yani, bu işin boyutu nedir? Genellikle herkesin bildiği ama kimsenin tam olarak tarif edemediği bir kavram değil mi? Ben, 25 yaşında İzmir’de yaşayan, arkadaş ortamında sürekli espri yapan, ama bir o kadar da içten içe her şeyin anlamını sorgulayan bir insan olarak, “fiyat”ı hayatımın her alanında en iyi şekilde deneyimliyorum. Bunu öyle bir şekilde deneyimliyorum ki, bazen kendimi bir anda paraya dönüştürülmüş bir sembol gibi hissediyorum.
Bir gün arkadaşlarımla çay içiyoruz, ben de her zamanki gibi başımı derde sokacak bir şeyler düşünüyorum. Konu, “fiyat”a gelince, derin bir sessizlik oluyor. Çaylar bir yudumda içiliyor, birileri telefonuna bakıyor, bir diğeri ise karpuz alıp almadığını kontrol ediyor. O an fark ediyorum: Fiyat, sadece bir rakamdan ibaret değil. O, çok daha fazlası. Tıpkı hayat gibi, arada bir esprili, bazen hüzünlü, bazen de kafa karıştırıcı.
Bir Çayın Fiyatı ve Hayatın Gerçekliği
Geçenlerde en yakın arkadaşımla çay içmeye gittik. Biliyorsunuz, İzmir’de çay keyfi, dünyadaki en değerli şey gibi yapılır. Çay içmek, bir kültürdür. İşte o çay, öylesine bir fiyatla masaya geliyor ki, aslında çayın kendisinden daha fazla “fiyat”ı düşünüyorum. “Bu çay ne kadar?” dediğimde, garson bana gayet ciddi bir şekilde 15 TL diyor. 15 TL? Ne oluyor? 15 TL ile ben neler yapabilirim, onu düşünüyorum. 3 adet tost alırım, bir sinemaya bilet alırım, ya da mesela evdeki eski kıyafetleri atıp yeni bir tişört alırım… Ama işin içinde “çay” var. Çayın “fiyatı” değil de, “değeri” var.
O esnada iç sesim devreye giriyor: “Neden 15 TL veriyorsun, çünkü çay mı lezzetli? Hayır, çünkü bu çayı içmek için bir mekânda oturman gerekiyor ve o mekân sana bir “hizmet” sunuyor. İşte bu da fiyat.”
Gülümsüyorum. O kadar düşündüm ki, sonunda garsona sormadan edemiyorum: “Peki, bu çay şuan dünyada en pahalı çay mı?” Garson gözlüğünü düzeltiyor, bana bir bakıyor, “Siz ne içtiniz?” diye soruyor. Tabii, içimden bir çay sohbeti yapma arzum kabarıyor. Ama diyorum ki: “Hadi bakalım, bu fiyat nereden geldi, bunu anlayalım.”
Yalnızca Para mı? Fiyatın Diğer Boyutları
Bir şeyin fiyatını belirleyen sadece onun parasal değeri mi? Cevap tabii ki hayır. “Fiyat” denince aklımıza ilk gelen şey tabii ki para. Ama durun, bir dakika! Bazen fiyat, duygusal bir yatırımı temsil edebilir. Hani o eski kıyafetleri atarken, içinden “Bu bana çok şey kattı ama işlevsel değil artık” diye düşünürsünüz ya, işte bu da bir tür “fiyat”tır. İçsel bir bedel.
Birçok insanın günlük hayatında “fiyat” kelimesi, basitçe alışverişle ilişkilidir. Ancak bir de duygusal fiyat var. Mesela en yakın arkadaşınıza kırıldığınızda, o kırgınlığın bedelini düşündüğünüzde, o da bir “fiyat” değil midir?
Benim iç sesim yine devrede: “Yani fiyat her şeyin bedeli mi? Ya da sadece alışverişle ilgili bir şey mi? Bunu biraz daha sorgula, belki bir şeyler öğrenebilirsin.”
Benim için fiyat bazen, geçmişte yaptığım seçimlerin bedeli olur. Çalıştığım bir işin, bir ilişkimin veya yaptığım bir fedakârlığın sonucudur. Hadi diyelim ki, birisiyle tanıştım. O kişiye güvenip, sevgisini, sevgiyi verdim. Ama sonrasında o kişi vefasız çıktı. İşte bunun fiyatı ne kadar olur? Yani, parayla ölçülmeyen bir şeyin “fiyatı” var mıdır?
Fiyat Nedir? Komik Bir Tahlil
Bir akşam arkadaşım Arda’yla sokakta yürürken birden bire konuyu fiyata getirdik. Konuyu ciddi tutmaya çalıştı ama ben malum, bu işin esprili tarafındaydım. Arda “Bence fiyat her zaman bir denge meselesidir, bir şeyi almak, bir şeyi vermek gerektirir,” dedi.
Ben de o anda şunu söyledim: “Evet, bazen fiyat demek bir şeyin değerini bilmek demek değil mi? Ama bazen ‘Değerli mi, yoksa abartılmış mı?’ diye de sorulmalı. Sonuçta ben her hafta sonu pizzacıyı arıyorum, her defasında bir başka fiyat konuşuyorum! Ama bir pizza 40 TL oluyorsa, 40 TL mi ya? 10 TL’nin 4 katı! Ne oldu pizza? Ne zaman bu kadar değerli oldun?”
Tabii, bu noktada Arda bana “Ama pizza da bir sanat işidir,” diye cevap verdi. Sanat, pizza! Bu kadarına pes dedim.
Fiyatı Satın Almak: Anlamlı mı? İronik mi?
Bazen düşünüyorum da, fiyat dediğimizde aslında bir anlam satıyoruz. Birşeyin fiyatı, sadece onu satın almakla bitmiyor. O fiyat, o nesnenin ya da olayın, hayatımıza nasıl dokunduğunun bir yansıması. Hani meşhur “Fiyatı bile bile almak” vardır ya, işte onun tam anlamıyla 21. yüzyılda yaşayan versiyonu: Bazen fiyatı bile bile, değerini sorgulamadan alıyoruz, çünkü içten içe bir şeyleri denemek istiyoruz. O zaman, fiyatı ödeyen insan aslında tam olarak ne ödediğini bilebilir mi?
Hadi diyelim ki bir konser biletini aldın. 250 TL verdin. Ama konserin tam ortasında birisi telefonla konuşmaya başladı, senin yanındaki kişi ise sürekli fotoğraf çekiyor. İşte, o 250 TL, tam olarak ne kadarını hak ediyor? Konserde yaşadığın duygusal deneyim ne kadar değerli? Sonuçta bir konser bileti almak, sadece konserin verdiği anlık keyfi alıp gitmek değil, o anki ruh halinle uyumlu bir karar vermek demek.
Sonuç: Fiyatın Ne Olduğu Bize Bağlı
Fiyat nedir? Hah, soruya gelelim. Sonuçta fiyat, bizim o anki duygusal halimize, hayatın içindeki seçimlerimize, ve bazen de ruh halimize bağlı olarak şekillenir. Yani, bir çayın fiyatı ya da bir pizza, bir ürün değil, aslında bir deneyim. Ve biz, o deneyime ne kadar yatırım yapmak istiyorsak, fiyat da o kadar farklılık gösterir.
Bunu anlatırken, hayatın her anında fiyatların hayatımıza nasıl dokunduğunu, nasıl şekillendiğini anlatmak zor. Çünkü bazen bir öğlen yemeği, sadece midenin doymasına yetmiyor. Aynı zamanda ruhu da besliyor. O yüzden, “Fiyat nedir?” sorusunun cevabı basit değil. Bazen bir çayın fiyatı, bazen de bir ilişkinin fiyatı olabilir.
Ama unutmayalım: Fiyatlar sadece paramızla ölçülmez. Hayat, bazen bedelsiz olabilecek kadar değerli olabilir.