Sevgili okurlar, Doguanadolu ekibi olarak bugün “Balıkesir’in eski ismi nedir” konusunu sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz. Balıkesir’in eski ismi nedir? Bazen sabah işe giderken metroda ya da otobüste telefon ekranında kaydırırken karşıma tarihi bir şehir ismi çıkıyor. Bir an durup düşünüyorum: Bu şehir eskiden neydi, nasıl anılıyordu, kimler buradan geçti? Geçen gün yine aynı şey oldu. “Balıkesir’in eski ismi nedir?” sorusu takıldı aklıma. İlk bakışta basit bir bilgi gibi duruyor ama biraz kazıyınca işin içine tarih, kültür, hatta insanın kendi hafızası bile karışıyor. İstanbul’da yaşayan biri olarak sürekli şehirlerin geçmişiyle bugününü kıyaslıyorum. Bir yanda devasa metropol, diğer yanda daha sakin Anadolu…
Yorum BırakEtiket: bir
Büyük kelimesinin zıt anlamı nedir? Dilin düşündüğümüzden daha derin dünyası Günlük hayatta kullandığımız kelimeler çoğu zaman o kadar sıradan görünür ki, onların arkasında yatan anlam katmanlarını fark etmeyiz. “Büyük” kelimesi de bunlardan biri. Sabah evden çıkarken “büyük bir çanta”, işte “büyük bir proje”, akşam haberlerde “büyük bir gelişme” derken bu kelimeyi defalarca kullanırız. Peki gerçekten hiç düşündük mü: Büyük kelimesinin zıt anlamı nedir? İlk bakışta cevap çok basit gibi görünür: küçük. Ama dil dediğimiz şey, matematik gibi tek doğruya indirgenemeyecek kadar canlı bir yapıdır. Bu yüzden “büyük” ve “küçük” arasındaki ilişkiyi sadece iki uç nokta gibi düşünmek, konunun önemli bir…
Yorum BırakPanik Atakta Kalp Tekler mi? Şehir Hayatının İçinde Görünmeyen Bir Deneyim İstanbul’da yaşamak, özellikle de toplu taşımayı her gün kullanan biriyseniz, insan bedeninin ve ruhunun sınırlarını çok net görmenizi sağlıyor. Ben 29 yaşında, bir sivil toplum kuruluşunda çalışan biri olarak gün içinde farklı mahallelerden, farklı sosyoekonomik arka planlardan gelen insanlarla aynı otobüste, aynı metrobüste, aynı kaldırımlarda yan yana geliyorum. Bu şehirde herkes bir şey taşıyor; kimi ekonomik kaygılarını, kimi güvensizliğini, kimi de görünmeyen bir kaygı dalgasını. “Panik atakta kalp tekler mi?” sorusunu ilk kez bir saha çalışması sırasında değil, aslında sabah işe giderken metrobüste duymuştum. Yanımdaki genç kadın arkadaşına telefonda…
Yorum BırakDoguanadolu sayfasına hoş geldiniz! “Bankette nasıl yürünmelidir” hakkında hazırladığımız bu özel içeriğin tadını çıkarın. Bankette Nasıl Yürünmelidir? Geleceğe Dönük Bir Perspektif Bankette nasıl yürünmelidir sorusu, günümüzde sadece protokol veya görgü kurallarıyla sınırlı görünse de, önümüzdeki 5-10 yıl içinde hayatımızın birçok alanını etkileyebilecek bir konu haline gelebilir. Ankara’da yaşayan 28 yaşında, teknolojiye meraklı biri olarak, hem kariyer hem de sosyal hayat bağlamında bu soruyu kendi deneyimlerim üzerinden düşünmek ilginç bir perspektif sunuyor. Bankette Yürümenin Temel Prensipleri Bankette yürürken dikkat edilmesi gereken en temel şey, duruş ve adım ritmidir. Topukların yere dengeli basması, omuzların dik ve doğal olması, göz temasının korunması, sadece…
Yorum BırakDoguanadolu takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Okulda hizmetlinin maaşı ne kadar” konusunu seven herkes için hazırlandı. Okulda Hizmetlinin Maaşı Ne Kadar? Ankara’dan Bir Gözlem Geçen gün sabah kahvemi alıp pencere kenarına oturduğumda, karşı apartmanın bahçesinde temizlik yapan bir hizmetliyi izledim. Güneş yeni yeni yükseliyor, o ise süpürgesini elinde tutarken yüzünde hafif bir yorgunluk vardı. İçimden düşündüm, “Acaba okulda hizmetlinin maaşı ne kadar, bu çaba karşılığında aldığı değer yeterli mi?” Ben Ankara’da yaşayan, ekonomi okumuş biriyim ve veriyle oynamayı severim. Dolayısıyla önce rakamlara baktım. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, devlet okullarında çalışan hizmetlilerin maaşları genellikle 2023 itibarıyla 6.000–7.500 TL arasında değişiyor. Bu…
Yorum BırakGünler Nasıl Yazılır? – Zamanın İzinde Tarihsel Bir Yolculuk Bir tarihçi için günler, yalnızca takvimde sıralanan anlardan ibaret değildir; her biri bir iz, bir hafıza, bir dönüşüm taşır. “Günler nasıl yazılır?” sorusu bu anlamda sadece dilbilgisel bir mesele değil; geçmişin, bugünün ve geleceğin birbirine bağlandığı bir tarih anlatısıdır. Çünkü insanlık, zamanı sadece yaşamakla kalmadı; onu yazdı, kaydetti, anlamlandırdı. Günleri yazmak, aslında zamanı anlamak demektir. Günün Yazılışından Tarihin Yazımına Dilbilgisel olarak “günler” sözcüğü küçük harfle yazılır: pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar. Ancak cümleye özel isim gibi bir anlam katıyorsa veya bir eser, olay ya da tarihsel döneme gönderme yapıyorsa…
6 YorumGüneş Tutulması Türkiye Saati ile Kaçta? Zamanın Gölgesinde Kısa Bir Felsefe Filozofun Eşiğinde: Işığın Azaldığı Anda Ne Görürüz? İnsan, göğün ritmini okudukça kendi iç ritmini de duyar. Güneş tutulması, yalnızca gök mekaniğinin bir sonucu değil; zamanın, bilginin ve varlığın üzerine düşen kısa bir gölgedir. “Saat kaçta?” sorusu görünüşte teknik bir sorudur; ama aslında etik bir farkındalığı, epistemik bir şüpheyi ve ontolojik bir açıklığı çağırır. Zamanı dakikaya kadar sorduğumuzda, aslında kendimize şunu da sorarız: Işık azalınca kim oluyoruz? Tarihsel Arka Plan: Tutulmaların Takvimle Dansı Antik uygarlıklar tutulmayı kimi zaman uğur, kimi zaman uğursuzluk saydı; modern çağ, nötr bir dil kurdu: yörüngeler,…
6 YorumGümrük Ürünü Ne Demek? Eğitici Bir Bakışla Anlayışınızı Derinleştirin Giriş: Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Gümrük Ürünü Bir eğitimci olarak, öğrenmenin ne kadar dönüştürücü bir süreç olduğunu her zaman vurgulamak isterim. Öğrenme, sadece bilgiyi almak değil, aynı zamanda o bilgiyi toplumsal bağlamda anlamak ve günlük yaşamla ilişkilendirmekle ilgilidir. Bu bağlamda, gümrük ürünü kavramını anlamak da, yalnızca bir ticaret terimi üzerinde düşünmekten çok daha fazlasını içerir. Gümrük ürününü keşfederken, bu kavramın ekonomik, toplumsal ve kültürel etkilerini, öğrenme sürecinin bir parçası olarak ele alabiliriz. Gümrük ürününü anlamak, sadece ticaretle ilgili bilgi edinmek değil; aynı zamanda bu ürünlerin taşıdığı toplumsal, yasal ve kültürel anlamları…
4 YorumZamir Nasıl Olur? İnsan Benliğinin Dildeki Yansımaları Bir psikolog için dil, yalnızca iletişimin değil, insan zihninin aynasıdır. Her kelime, bilinçaltının bir izini taşır; her ifade, bir duygunun sessiz yankısıdır. Bu bağlamda zamir, dildeki en yalın ama en derin yapı taşlarından biridir. “Ben”, “sen”, “o” gibi kelimeler, yalnızca dilbilgisel birer unsur değildir — aynı zamanda insanın benlik algısının, ilişki kurma biçiminin ve duygusal yöneliminin göstergeleridir. Peki, gerçekten “Zamir nasıl olur?” sorusu, yalnızca bir dil sorusu mudur, yoksa insanın kendini ve başkalarını algılama biçiminin bir yansıması mı? Bilişsel Psikoloji Perspektifi: “Ben” Düşüncesinin Kodları Bilişsel psikoloji, zihnin bilgi işleme süreçlerine odaklanır. Bu açıdan…
4 YorumYaz Gribine Ne İyi Gelir? Toplumsal Normlar ve Bedenin Sessiz Dili Üzerine Sosyolojik Bir Analiz Bir sosyolog olarak, insanların yalnızca hastalıklarıyla değil, hastalık karşısındaki tutumlarıyla da kimliklerini yeniden inşa ettiklerini gözlemlemek benim için her zaman ilgi çekici olmuştur. Yaz ortasında yakalanılan bir yaz gribi, sadece bedensel bir rahatsızlık değil; toplumsal rollerin, kültürel pratiklerin ve gündelik yaşam normlarının nasıl işlediğini gösteren canlı bir örnektir. Peki, yaz gribine ne iyi gelir? sorusu tıbbi bir cevaptan öte, sosyal bir aynayı da yansıtır mı? Bu yazı, tam da bu sorunun peşine düşüyor. Yaz Gribi: Toplumsal Hızın Bedenle Çatışması Yaz mevsimi genellikle enerji, hareketlilik ve…
8 Yorum